Türk siyasi hayatının önemli dönüm noktalarından biri. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi açıdan ağır sorunlarla mücadele ettiği bir dönemde, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi, bugün 25 yılı geride bırakıyor.
Çeyrek asır…
Siyaset açısından bakıldığında azımsanmayacak, hatta bir siyasi hareketin tarihini yazmak için oldukça uzun bir süre.
AK Parti’nin hikâyesini yalnızca bir siyasi partinin kuruluşundan iktidara gelişine uzanan süreç olarak değerlendirmek eksik kalır. Çünkü bu hikâyenin içinde Türkiye’nin son 25 yılına damga vuran siyasi, ekonomik, sosyal ve toplumsal dönüşümler de var.
AK Parti, kuruluşundan yaklaşık 15 ay sonra, 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidara geldi. O günden bugüne Türkiye siyasetinin en güçlü ve belirleyici aktörlerinden biri olarak yoluna devam etti.
Bu 25 yıllık yolculukta elbette başarılar kadar tartışmalar, eleştiriler ve siyasi mücadeleler de oldu.
Demokrasinin güçlendirilmesi, altyapı yatırımları, sağlık, ulaşım, savunma sanayii, teknoloji ve kamu hizmetlerinde atılan adımlar, AK Parti döneminin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Ancak 25. yıl vesilesiyle yalnızca geçmişi anlatmak yetmez. Asıl mesele, bundan sonra ne yapılacağıdır. Çünkü siyasette geçmişin başarıları, geleceğin garantisi değildir.
Milletin desteğini kazanmak kadar, o desteğin sorumluluğunu taşımak da önemlidir. AK Parti’nin önündeki en büyük sınavlardan biri de budur.
Türkiye bugün 2001 Türkiye’si değildir. Dünya da 2001 dünyası değildir. Ekonomiden teknolojiye, savunma sanayiinden dış politikaya, yapay zekâdan enerjiye kadar yeni bir çağın içerisindeyiz.
Dolayısıyla 25 yıl önce ortaya konulan hedeflerin, bugünün Türkiye’sinin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumlanması gerekiyor.
Bir siyasi hareketi güçlü kılan yalnızca iktidarda kalabilme kapasitesi değildir. Toplumun değişen beklentilerini okuyabilmesi, kendisini yenileyebilmesi ve özellikle genç kuşaklara yeni bir gelecek perspektifi sunabilmesidir.
AK Parti, 25 yıl boyunca birçok siyasi sınavdan geçti. Bundan sonraki süreçte de en önemli sınavı, değişen Türkiye’nin değişen beklentilerine cevap verebilmek olacaktır.
Çünkü siyaset, dünün başarılarıyla değil, yarının ihtiyaçlarına verilen cevaplarla kalıcı olur.
25 yıl önce “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” iddiasıyla başlayan siyasi yolculuk, bugün çeyrek asra ulaştı.
Şimdi yeni bir dönem başlıyor. Ve bu dönemde mesele yalnızca AK Parti’nin geleceği değil, Türkiye’nin geleceğidir.
25 yılın muhasebesi yapılırken başarılar da eksikler de samimiyetle ortaya konulmalı; milletin beklentileri, eleştirileri ve umutları siyasetçinin en önemli yol haritası olmalıdır.
Çünkü Türkiye’nin önünde daha uzun bir yol var.Çeyrek asır geride kaldı.Şimdi Türkiye’nin ikinci çeyrek asrı için yeni bir hikâye yazma zamanı.
İlker Karataş
Yüzyıl Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

